L-Mesitran Veteriner

hayvan

L-Mesitran Ürün Çeşitleri

  1. L-Mesitran Merhem
    merhem%48 tıbbi bal, tıbbi hipoalerjenik lanolin, aloe, aynısefa, ZnO (çinko oksit) ve antioksidan C ve E vitaminlerini içeren antibakteriyel merhem. Nekroz ve debrisin giderilmesinde endikedir. Aljinat, hidrofiber, köpük ya da kompres örtü ile kapatın. 1-3 gün sonra merhemi yenileyin.
  2. L-Mesitran Soft
    soft%40 tıbbi bal, tıbbi hipoalerjenik lanolin, PEG (polietilen glikol) ve antioksidan olarak C ve E vitaminleri içeren antibakteriyel jel. Tüm yüzeysel ve derin yaralarda endikedir. Köpük, aljinat, hidrofiber veya kompres örtü ile kapatın. 1-3 gün sonra jeli yenileyin.
  3. L-Mesitran Tulle
    tulleL-Mesitran Soft içeren hidroaktif antibakteriyel sentetik örtü. Yaraya yapışmaz. Eksüda görülmeyen ve orta düzeyde eksüda görülen yaralarda endikedir. Emici sargı ile kapatın, normal yapışkanlı gazlı bez ile sarın. 3-5 gün sonra sargıyı yenileyin.
  4. L-Mesitran Net
    net%20 tıbbi bal, polimerler ve su içeren ve yara ile temas eden hidroaktif antibakteriyel tabaka. Orta ile yoğun düzeyde eksüda görülen yaralarda endikedir. Emici sargılarla veya kompreslerle kapatın ve normal yapışkanlı gazlı bez ile sarın. 3-5 gün sonra sargıyı yenileyin.

L-Mesitran Özellikleri

  1. Önde gelen yara bakımı
    L-Mesitran, Tıbbi Baldan yola çıkan ve 2002’den beri mükemmel klinik sonuçlar sergileyerek dünya çapında mevcut olan öncü bir ürün gamıdır. Hollanda menşeli bu gelişmiş yara bakım sargıları bu kategoride CE işaretini ve FDA onayını alan ilk ürün olmuştur. Bu sargılar antibiyotiğe dirençli (MRSA) enfekte yaralar da dahil olmak üzere pek çok ciddi yara için kullanılmıştır. Bu ürünlerin fikir babası Dr. Theo Postmes ünlü Lancet dergisine açıklamada bulunduğu andan itibaren L-Mesitran ürünlerinin etkililiği pek çok yayının konusu oldu. Mevcut durumda, L-Mesitran, dünya genelindeki birçok standart yara bakım protokollerine dahil edilmiştir.
  2. Antibakteriyel aktivite (MRSA dahil)
    Test sonuçları, Staph. aureus (şekil 1) MRSA ve GSBL üreten bakteriler gibi en yaygın yara bakterilerinin 24-48 saat içinde öleceğini göstermektedir. L-Mesitran’ın antibakteriyel aktivitesi, osmolaritesinin yüksek, pH değerinin düşük olmasına ve hidrojen peroksit (H2O2) üretebilmesine bağlıdır.
  3. Ölü dokuyu temizler ve kötü kokuları azaltır
    Ozmoz ile lenf sıvılarının yara yatağındaki devitalize dokuya akışı desteklenerek yaradaki ölü doku atılır. Bakteriler baldaki glikozu, yara yatağından kötü kokulu bileşiklere (sülfür/amonyak) dönüşen amino asitler yerine tercihen laktik aside (kokusuz) metabolize eder. Kötü koku hızlıca giderilir ve hastaların yaşam kalitesi hemen artar.
  4. Anti-inflamatuar
    Yaranın geç iyileşmesi inflamasyonun uzun sürmesi ile bağlantılıdır. Bal, yara yatağı ortamını olumlu yönde değiştirir ve yara yatağında bulunan ve inflamasyonu tetikleyen bakteri ve diğer partikülleri bastırır. Bal, bir anti-oksidan gibi görev yaparak serbest oksijen radikallerini ‘uzaklaştırır’.
  5. Yaranın iyileşmesini destekler ve yara izini azaltır
    L-Mesitran yeni doku oluşumuna ve iyileşmeye katkıda bulunur. Benzersiz anjiyogenezi tetikleme kabiliyeti, gecikmiş (kronik) yara tedavisi bakımından önemlidir. L-Mesitran yara yatağı için besleyici öğeler sağlayarak iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur. Oluşturduğu nemli yara iyileştirme ortamı ile yara izinin küçülmesini sağlar.
  6. Kolay uygulama, güvenli kullanım ve uygun maliyet
    tabloo Bugüne kadar hiçbir yan etki bildirilmemiştir. Uygulanması kolay olan bu ürünler maksimum hasta konforu sağlar. Çünkü ideal etki için az miktarda ürün yeterlidir ve bu ürünler yara tedavisinde maliyet etkin bir yaklaşıma katkıda bulunmaktadır.

 

L-Mesitran Anti-Bakteriyel Etkisi

  1. Hiper Ozmolar Etkisi
    Balın antibakteriyel etkisi ilk kez 1892 de van Ketel tarafından keşfedildi. Bu etkinin tamamen yüksek şeker miktarından kaynaklanan hiperozmotik etkiye bağlı olduğu düşünülmüştü. Bal, tüm diğer konsantre şeker, şurup ve pastalarda olduğu gibi bakteriyel çoğalmayı durduracak kadar güçlü osmolar özelliktedir. Medikal Balın yara üzerine uygulanmasından sonra var olan eksudanın osmolariteyi infeksiyonu kontrol edebilecek seviyenin altına düşüreceği düşünülebilir. Ancak, stafilokok:us aureus ile enfekte yaralarda, osmolarite, infeksiyonu kontrol edebilecek minimum seviyenin 7 ila 14 kat daha altına düşürüldüğü halde, medikal balın stafilokok:us aureus üremesini durdurduğu görülmüştür 1 Aslında balın seyreltildiğinde anti bakteriyel etkisinin arttığı önceden de gözlemlenmiş ve raporlanmıştır. Görünürdeki bu çelişki: balın seyreltildiğinde hidrojen peroksid oluşturan bir enzim içerdiğinin keşfi ile açıklanmıştır. Dilüsyon ile ortaya çıkanın hidrojen peroksid olduğu anlaşılana kadar da bu faktöre “inhibin” denmişti. Bu terim halen medikal balların anti-bakteriyel etkinliklerinin sınıflandırılmasında kullanılmakta olup o bal türünün minimal inhibitör konsantrasyona ulaşmak için kaç kat dilüe edilmesi gerektiğini göstermektedir. Balın bu fazladan antibakteriyel etkisi: Medikal bal ile şekerin terapötik etkilerinin karşılaştırılması ile kanıtlanmıştır 2 . Domuzların derilerinde oluşturulan yanıkların balla yapılan tedavisinde, şekerle yapılan tedaviye göre histolojik olarak daha az bakteri kolonisi, neo-epidermiste daha az mikro￾püstüller ve eskarda daha az bakteri görülmüştür 3
  2. pH’ı Düşüren Etkisi
    Balın 3,2 ile 4,5 arasında bulunan pH değeri bakterilerin yaşaması ve çoğalmasına uygun olmayan bir ortam oluşturur. Bununla beraber düşük pH, bir yandan baldan sentezlenen düşük konsantrasyondaki hidrojen peroksidin etkisini artırarak enfeksiyonu kontrol ederken diğer yandan da glukoz varlığında ve tipik olarak üç ile dört arasında olan pH makrofajların fagositik: etkinliğini artırır. Patojenlerin üremesi için optimum p değeri 7,2 ile 7,4 arasında değişmektedir. Buna karşılık yara enfeksiyonlarında sık izole edilen bakterilerin üreyebilmesi için gereken minimum pH değerleri aşağıda verilmiştir:Escherichia coli, 4.3; Salmonella sp., 4.0; Pseudomonas aeruginosa, 4.4; Streptococcus pyogenes, 4.5 Bu nedenle dilüe edilmemiş balın düşük pH’ı kuvvetli bir anti-bakteriyel faktördür
  3. Hidrojen Peroksit Sentezlenmes
    Balda bulunan glukoz oksidaz enzimi vasıtası ile, glukozun oksijen varlığındaki sulu çözeltisi hidrojen peroksit oluşturan bir reaksiyona neden olur. glukoz + H20+ 02 –> glukonik asit + H202 (Hidrojen Peroksit) Hidrojen peroksit antibakteriyel özellikleri iyi bilinen antimikrobiyal bir ajandır. Doğrudan uygulandığında enflamasyona ve dokuda zarara neden olduğu için yaralara doğrudan ugulanması önerilmemektedir. Bununla beraber balın ürettiği hidrojen peroksit genellikle 1 mmol/l konsantrasyondadır. Bu da %3 lük geleneksel solüsyonun yaklaşık binde biri konsantrasyondadır. Hidrojen peroksidin zararlı olabilecek etkileri yine medikal balın serbest demir iyonlarını indirgemesi ile ortadan kaldırılır 4 . Serbest demir iyonları, eğer medikal bal tarafından indirgenip inaktive edilmese, serbest radikal ürünlerinin ortaya çıkmasına neden olan reaksiyonları katalizlerler 5 . Anti-oksidan yapılar ortamdaki serbest radikalleri ortadan kaldırırlar. Hayvan modellerindeki kontrol grupları ile karşılaştırmalı histolojik çalışmalar medikal balın derin ve yüzeye/ yanıklar ile tam kat yaralarda enflamasyonu giderdiğini göstermiştir. Hidrojen peroksit konsantrasyonu bu kadar düşük olsa da bal hala etkili bir antimikrobiyal ajandır. Hayvan modeller üzerinde yapılan çalışmalarda hidrojen peroksit: glukoz oksidasyonu yolu ile düzenli uygulandığında, izolasyona eklendiğinden daha etkili olduğu raporlanmıştır 6 . Escherichia coli ile yapılan bir çalışmada bakteriyel çoğalma 0,02- 0,05 mmol/l hidrojen peroksit uygulandığında, insan fibrobast hücrelerine zarar vermeyen bu konsantrasyon aralığında inhibe edilmiştir 7 .
  4. Phytokimyasal Etkiler
    Bazı balların hidrojen peroksit etkisinden bağımsız antibakteriyel özellikleri vardır. Bu bağımsız anti­ bakteriyel özelliklerini izole olarak incelemek için hidrojen peroksit aktivitesini kaldıran katalaz ile işlem görürler. Yeni Zellanda’ da Manuka bölgesinde Leptospermum scoparium türüne ait balda önemli miktarda hidrojen peroksitden bağımsız antibakteriyel etki gözlemlenmiştir 8 , 9 , 10 11 , 12 . Bu etkinliğin sebebi tam olarak aydınlatılmış olmasa da balın fitokimyasal komponentinin etkinliğine atfedilir. Benzer bir bulgu da Avusturalya’ da tanımlanmamış Leptospermum türleri “jelly bush” üzerindeki çalışmalarda bulunmuştur 13
  5. Artan Lenfosit Proliferasyonu ve Fagositik Aktivite
    Medikal bal uygulaması ile sağlanan enfeksiyon kontrolü; balın anti-enfektif etkisinin ötesinde bazı özellikleri ile açıklanabilir. Yeni bir çalışma; % 0.1’ler mertebesinde düşük bal konsantrasyonlarının hücre kültüründeki periferik kan B ve T-lenfosit proliferasyonunu uyardığını; ve fagositlerin bu düşükbal konsantrasyonlarında aktif hale geldiğini göstermiştir 14 .%1’lik konsantrasyondaki bal dahi hücre kültüründeki monositlerin enfeksiyona karşı immün cevabı sitimüle eden sitokinler, tümör nekrozis faktör (1NF)-alfa, interlökin (IL)-lBeta ve (IL)-6 salgılamasını uyaran bir etki gösterir 15 . Buna ek olarak, balın glukoz içeriği ve tipik olarak sağladığı 3-4 arasındaki asit pH’ın makrofajların fagositik etkisini artırdığı da gösterilmiştir

Literatür Örnekleri


Midilli ısırık yarası

midilli-isirikDamızlık bir at Galli bir midilliyi (6) boynundan ısırmış. Yaraları (resim a) iyileşmediği için 19 günlük travma sonrası L-Mesitran tedavisine başlandı. Ürün günde iki kez uygulandı ve kapatıcı sargı yapılmadı. Sağ taraftaki yara 7,5 haftada tamamen iyileşti, sol taraftaki büyük yara ise 9 haftada kapanarak belli belirsiz bir yara izi kaldı (resim b). Herhangi bir enfeksiyon ya da yan etki gözlenmedi. Midillinin sahibi L-Mesitran kullanarak veteriner bakım ücretinden tasarruf etmiş oldu

Köpekte degloving (soyulma)

kopekte-deglovingLabrador Retriever (7½) cinsi bir köpeğin derisinde geniş bir soyulma söz konusuydu. Zımbalama sonrasında, derinin kenarlarında nekroz oluştu ve yarılma başladı (resim c). Oral antibiyotiklere rağmen yara çok kötü kokuyordu. Zımbalar ve drenler çıkarıldı, yaranın kenarları sağlıklı dokuya kadar kesilerek 30×15 cm boyutunda bir yara bölgesi bırakıldı. Köpeğin sahipleri evde yaraya her gün L-Mesitran uyguladı. Herhangi bir enfeksiyon ya da yan etki olmadan yara bir ay içinde klinik olarak kapandı

Atta Travma

atta-travmaKısırlaştırılmış bir Quarter atının (2) demir bir çite çarpması sonucunda atta L şeklinde geniş (25x18cm) bir yara oluşmuş (resim e). Operasyon sonrasında, yaranın alt kısmında açılma oldu ve 45 gün sonra (travma sonrası) yarada çok az bir iyileşme görüldü. Yara önce serum fizyolojik ile temizlendi ve ardından eldiven kullanılarak yaraya nazikçe L-Mesitran uygulandı. Yara ikincil bir sargı ile kapatılmadı. 4 ay sonra yara kapandı.  Bu süre zarfında ne bir enfeksiyon oluştu ne de at kendisine merhem uygulanmasına karşı çıktı. Yaklaşık 35 tüp 20 g’lık L-Mesitran merhem kullanıldı.

Kedide Travma

kedide-travmaAraba çarpması sonucu bir kedinin (8) sırtında büyük bir yara ve yan tarafında küçük sıyrıklar meydana gelmiş. Sırtındaki yaranın büyüklüğü 7×12 cm olup orta derecede eksüda ve nekrotik kısımlar söz konusuydu (resim g). Günde bir kez yaralı bölge temizlenip yaraya L-Mesitran uygulandı. Sistemik antibiyotik kullanılmadı. 3 gün sonra nekroz büyük ölçüde iyileşti, exüda mikarı azaldı ve sırrtaki yaranın boyutu %30 küçüldü. 3 hafta sonra sırttaki o büyük yara tamamen iyileşti (resim h).İkincil sargılar kullanılmadan yalnızca bir tüp (50g) L-Mesi¬tran Soft kullanıldı.

  1. Referanslar
    1.Boekema B et al. (2013) The effect of a honey based gel and silver sulphadiazine on bacterial infections of in vitro burn wounds. Burns 39(4):754-759
    2.B rackman G et al. (2013) Biofilm inhibitory and eradicating activity of wound care products (..). J Applied Microbiology 114:1833-1842
    3.C ooper R, Gray D (2005) The control of wound malodour with honey based wound dressings and ointments. Wounds UK 1(3):26-31
    4.Chatzoulis G et al. (2012) Salvage of an infected titanium mesh in a large incisional ventral hernia using medicinal honey and VAC. Hernia 16(4):475-9
    5.De Rooster H, Declercq J (2008) Honing in de wondzorg: mythe of wetenschap? Deel 2: klinische gevallen bij de hond. Vlaams Diergeneeskundig Tijdschrift 78:75-80
    6.Du Toit D, Page B (2009) An in vitro evaluation of the cell toxicity of honey and silver dressings. Journal of Wound Care 18(9):383-389
    7.Jakobsson Z (2011) Single blinded, randomized, prospective pilot study to evaluate the effect of L-Mesitran honeybased ointment in the treatment of surface pyoderma in dogs. Published online: February 7, 2011 https://epsilon. slu.se ISSN 1652-8697 Examensarbete 2010:72
    8.O vergaauw P, Kirpensteijn J (2006) Honey in treatment of skin wounds. EJCAP 16(1):17-19
    9.Postmes T et al. (1993) Honey for wounds, ulcers, and skin graft preservation. The Lancet 341(8847):756-7
    10.Postmes T et al. (1995) The sterilization of honey with cobalt 60 gamma radiation. Experientia 51(9-10):986-9
    11.P ostmes T (1999) Recombinant growth factors or honey? Burns 25(7):676-8
    12.R ossiter K et al. (2010) Honey promotes angiogeneic activity in the rat aortic ring assay. Journal of Wound Care 19(10):440, 442-6
    13.S maropoulos E (2011) Honey-based therapy for paediatric burns, dermal and other wounds. Wounds UK 7(1):33-40
    14.Tellechea O et al. (2013) Efficacy of honey gel in the treatment of chronic lower leg ulcers: a prospective study. EWMA Journal 13(2):35-39
    15.White R (2005) The benefits of honey in wound management. Nursing Standard 20(10):57-64
    16.Wijnmalen S, Brander A (2012) Treatment of equine proud flesh. Vet Journal 4:27-30